L-E-B-

İnsanoğlu olarak gözümüzü kapayıp açtık ve karşımızda Herman adında bir adamın gülümseyerek baktığını gördük. Maden mühendisi olan bu adam Amerikalı bir istatistikçiydi.  Çalıştığı IBM şirketinde parlak bir kariyer beklemiyordu belki de fakat Joseph Marie Jacquard’ın temelini attığı dokuma tezgahları için tasarlanmış delikli kartları geliştirerek hesap makinesini yaptı. Herman Hollerith insanoğlunun eline bir köle vermişti. İlk başlarda basit işlerin üstesinden gelen ve bizleri belli bir noktada tembelliğe iten ama belli bir noktada da zamanımızı verimli planlayıp daha verimli kullanmamıza yardımcı olan bu hesap makinesi insanoğlunun ilk var olduğu günden bu zamana dek birike birike çığ gibi artan o bilgi mirasına katılmış oldu.

İnsanoğlunun beyni geliştikçe düşünceleri farklı evrelere gebe kalıyordu ve belki de her dakika yeryüzünde farklı düşünceler bir başka düşüncelere evriliyordu. Felsefe çukurunda boğulan düşünceler farklı zihinlerde farklı pencereler açıyor ve bu silsile korkunç bir paradoksa dönüşüyor lakin her bir paradoksun içinden bir mucize gerçekleşiyor ve farklı bir düşüncenin o ufak tohumları yeşeriyor ve maddenin hakim olduğu bu dünyada geçmişin ve geleceğin arasında yerini alıyordu. Bu dehşet verici derecedeki korkunç fakat bir o kadar da umut vadeden karmaşa insanoğlunun elinde şekilleniyor ve aynı zamanda insanoğlunun evrenini şekillendiriyordu.

Joseph Marie Jacquard’ın otomatik dokuma tezgahları için geliştirdiği sistem Herman Hollerith’in elinde hesap makinesine, Goerge Boole’nin elinde matematiğe, Konrad Zuse’nin elinde ise sıçrama yaparak bir üst boyuta evrildi. İnsanoğlunun zihninin evrilmesi paralelinde sanki hesap makinesinin de evrilmesine neden oldu, sizce de öyle değil mi ?

Hayır ! Keza benim için öyle değil…

Hemen hemen her şeyde olduğu gibi bu icatlarda insanoğlunun elinde yine insanoğluna karşı kullanılmaya başlandı.  Konrad Zuse’nin geliştirmiş olduğu Z1 isimli programlanabilir bilgisayar roketlerin balistik hesaplarında kullanıldı. Mükemmel sonuçların alınması insanoğlunun bir kısmının büyük bir gücü elinde tutmasına sebep olurken diğer tarafta kalan insanoğullarının korkunç bir şekilde ezilmesine neden oldu.

Konrad Zuse’nin elinden evrilenler bu sefer de Atanasoff Berry bilgisayarı olarak evrildi.  Tommy Flowers’in zihnine düşen o küçük tohum yeşerdi ve bu sefer de colossus bilgisayarına evrildi. Grace Hopper ve bir elin parmakları sayısını geçmeyecek kişiler tarafından Harvard Mark 1’e evrilmesi kozmik zaman cetvelinde anlık bir zaman zarfında gerçekleşti, bu biz insanoğlu için oldukça kısa bir vadeydi.

ENIAC ve EDVAC büyük bir kırılma noktasıydı. Sonrasında milyonları geçen fikirler evrile evrile yeşermeye başladılar. Entegre devreler, tümdevre sistemleri yonga, kırmık, çip, mikroçip, tümleşik devre, komplike sistemler derken her zihne düşen o farklı evrilmiş tohumlar yeşerdikçe yeşerdi. Fakat paralelinde evrilen şey hesap makinesi veya bilgisayarlar değildi. İnsanoğlu varoluştan bu yana koruduğu bilgi birikimine her geçen saniye bir yenisini kattı. Paralelimizde gelişen ruhumuzdaki o karanlık noktaydı. Kendisini gizleyen ve bu durumu bilmeyerek fakat hissederek varlığından hoşnut olduğumuz o karanlık noktamız her tatmin noktasına ulaştığında haz sınırımız bir üst noktaya taşınıyordu.

Tanrıya ulaşmak için kule yapanlarda, yıldızlara ulaşmak için roket ve mekik yapanlarda ….1837837

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: